Denizden karbon çekme projesi başlıyor

0
65
Denizden karbon çekme projesi başlıyor

Denizin Nefesi: SeaCURE Projesiyle İngiltere, Karbon Avına Başladı

İngiltere’nin güney kıyılarında, sıradan bir sahil kasabasının dinginliğini bozan ama gelecek için umut aşılayan bir hareketlilik yaşanıyor. Denizden yükselen sessiz bir çığlık gibi, doğanın içinde gizlenmiş bir teknoloji projesi, insanlığın kaderine yön vermek üzere ilk adımını atıyor. Adı SeaCURE. Karbonu atmosferden değil, denizin ta derinlerinden çekmeyi hedefleyen bu öncü girişim, yalnızca teknik bir proje değil, aynı zamanda yeni bir bakışın, yeni bir vizyonun simgesi.

Weymouth sahilinde, müren balıklarıyla uyarı tabelalarının kol kola olduğu bir akvaryumun hemen ardında yükselen bu sistem, göründüğü kadar sade değil. Dalgaların her vuruşunda aslında dünyaya sessiz bir mesaj veriyor: “Biz burada geleceği temizliyoruz.” Birleşik Krallık hükümeti tarafından finanse edilen ve birkaç yıl sürecek araştırmalara kapı aralayan bu pilot tesis, karbon emisyonlarının yalnızca azaltılmasıyla yetinmeyen, geçmişin yükünü de temizlemeye aday bir model sunuyor.

SeaCURE’un çıkış noktası oldukça net: Deniz, karbondioksiti atmosferden çok daha yoğun bir şekilde içinde barındırıyor. Eğer bu karbon doğru şekilde çekilip depolanabilirse, hem atmosferdeki yük azalır hem de okyanuslar yeniden nefes alabilir. Okyanuslar, yüzyıllardır insanın yarattığı kirliliği sessizce içine çekti. Şimdi sıra insanda: O denizi bu yükten kurtarma vakti geldi.

Sistemin işleyişi, bilimsel olarak incelikli ama mantıksal olarak oldukça sade. Deniz suyu dev borularla sisteme çekiliyor ve içinde çözünmüş halde bulunan CO2’yi serbest bırakmak için kimyasal olarak asidik hale getiriliyor. Bu işlem, suyun gazlı bir içeceğe dönüştürülmesi gibi düşünebilir. Sonrasında karbondioksit gaz formunda ayrışıyor ve özel filtrelerle çekiliyor. Bu filtrelerin içinde ne mi var? Hindistan cevizinin kabuklarından elde edilen doğal karbon bazlı filtreleme sistemi. Yani doğa yine doğayı temizliyor. Ve insanoğlu doğaya nihayet bu döngüde sadece zarar veren değil, onarıcı bir rol biçiyor.

Tabii ki sistemin ardından doğaya salınan deniz suyu yeniden nötralize ediliyor. Asitliğini kaybedip alkali hale getirilen bu su, denize döndüğünde yeniden atmosferden karbon emmeye başlıyor. Böylece SeaCURE yalnızca bir temizlik değil, bir döngü yaratıyor. Her dönen su, biraz daha temiz, biraz daha umut dolu.

Projenin mimarlarından biri olan Prof. Tom Bell, bu girişimin aslında çok daha büyük bir hayalin ilk adımı olduğunu vurguluyor. Şimdilik pilot ölçekte olsa da, SeaCURE’un başarıya ulaşması halinde bu tür sistemlerin dünyanın birçok noktasına yayılması mümkün. Yalnızca İngiltere değil, Akdeniz’in kıyıları, Pasifik’in ortası, Kuzey Denizi’nin soğuk suları bile bu sistemle tanışabilir. Belki de 10 yıl sonra, deniz kıyılarında yalnızca martı sesleri ve dalga hışırtısı değil, karbon temizleme sistemlerinin ritmik çalışmaları da duyulacak.

Bu proje aynı zamanda karbon nötr bir geleceğin yalnızca emisyon azaltımıyla mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Çünkü insanlık, yalnızca bugünü değil, geçmişteki zararı da telafi etmek zorunda. Atmosferde biriken trilyonlarca ton karbondioksit, durduğu yerde kalamaz. Onu temizlemenin, doğadan aldığımızı doğaya geri vermenin zamanı geldi.

SeaCURE işte bu noktada umut dolu bir alternatif. Denizin derinliklerinden aldığını yeniden ona kazandıran, döngüyü bozmadan sürdürülebilirlik sağlayan bir adım. Bu sistemin başarısı, belki de geleceğin şehirlerinde karbon santrallerinin değil, deniz kıyısındaki arıtma istasyonlarının gökyüzüne umut taşıyacağına işaret ediyor.

Ve tüm bunlar, müren balıklarının gölgesinde başladı. Belki de doğa, insanlığa bir kez daha gösteriyor: Sessiz kalan yerler, en yüksek sesle konuşanlardır. Weymouth sahilindeki SeaCURE sistemi, denizin nefesini geri vermeye başladı. Şimdi sıra bizde: Bu sesi duyacak mıyız, yoksa yine geç mi kalacağız?